Tanıştığımız günden beri birlikte olta atma heyecanı duyduğum Bülent abi ile hafta içi yaptığımız görüşmede hafta sonu vaktimiz olursa pazar günü balığa gidelim diye konuşmuştuk. Oldukça heyecanlanmıştım. Hafta içi hiç bitmeyecek, hafta sonu hiç olmayacakmış gibi günler bir anda geçmez oldu.
Hafta sonuna yaklaşırken vücudumda meydana gelen değişiklikler "Şimdi sırası değil" dedirten cinstendi. Çünkü Çarşamba günü öğleden sonra boğazımda yanma başladı, bu önlem alınmazsa beni yatağa düşürecek olan gripin kendisini belli etme şekli idi. Hemen kendimi doktorumuzun ellerine teslim ettim ve vücudumda hafif bir kırgınlık başlangıcı olduğunu da ilave ettikten sonra bana güzel bir iğne yap doping etkisi olsun dedim. O da sağolsun beni kırmadı ve yaptı iğneyi ve günü kurtardık. Ertesi gün vücudumdaki kırgınlık had safhaya gelmişti ve eğer önlem almazsam hafta sonumuz rezil olacaktı. Hemen sabahtan muayene oldum ve antibiyotik tedavisine başladık ama nafile ben şifayı kapmıştım. Perşembeyi Cumaya bağlayan gece hiç bitmedi sabah olduğunda üzerimde hummalı bir titreme, bitkinlik, halsizlik mahvolmuştum.
Cuma günü işyerimden izin alarak istirahat ederek geçirirsem bu hastalığı bir nebze olsun yenerim dedim ve dinlenmeye başladım ama çok kötüydüm. Ateşim 39.3 e kadar çıktı sağolsun biricik eşim yanımdan hiç ayrılmadı ve iyileşme sürecini hızlandırmak için elinden geleni yaptı.
Hafta sonu tehlikeye girmişti bile, sözüm ona ben yıl sonu tatili dolayısıyla Cumartesi günü çocukları göndereceğim ve Bülent abi ile Pazar günü gideceğimiz balık avının planını yapacaktık.Nafile!
Cuma günü kah ateşlenerek kah üşüyerek akşamı ettim ama içim kan ağlıya ağlıya Bülent abiye de balık işinin tehlikede olduğunu haber verdim. Sağlık hepsinden önemli dedi sağolsun.
Cuma gecesi saat 20 gibi yorgunluk ve bitkinlikten uyumuş kalmışım. Sabah 7.30 a kadar deliksiz uyumuşum. Kalktığımda çok daha iyi hissediyordum kendimi hafif bir halsizliğin varlığını saymazsak. Evet bugün çok daha iyiydim ve eşime isterseniz bugün gidebilirsiniz dedim ama bana kıyamadı ve bir gece daha bakalım, ateşlenmezsen yarın gideriz dedi.
O gün Bülent abi ile görüşmemizde, Pazar günü balığa gidemesek bile buluşup birer çay içip muhabbet edebileceğimize karar verdik ve ertesi gün ailemi trene bindirdikten sonra görüşmeyi karalaştırdık.
Pazar günü saat 13.00 da ailemi trene bindirdikten sonra Bülent abiyi aradım ve konuştuktan hemen sonra buluştuk. Hava çok güzeldi yazık olmuştu boş geçen hafta sonuna. Ama olsun çıkmamış candan ümit kesilmez misali biraz muhabbet ettikten sonra birlikte bir su kenarına gidip olta atmaya karar verdik.
Hemen alelacele Bülent abi biraz yem ve olta takımını aldığı gibi ver elini Kepsut dedik ve çıktık yola. Hava günlük güneşlik ve tertemiz bir görüntüye sahipti. Yolda giderken Bülent abi fotoğraf makinesinin deklanşörüne basarak çok güzel kareler resimledi.





Kepsut' a vardığımızda üzerinden geçtiğimiz ilk köprü altından akan su oldukça bulanıktı, bir sonraki köprünün orada da durduk orası çok daha kötü idi. Adeta çöplük gibi idi. İnsanlarımız bu suları neden çöplük gibi görürler hala hayret ederim. İnanılmaz pis bir görüntüydü resmettiğimiz maalesef.




Daha yukarılara gidersek suyun daha az bulanık olduğu bir yer olabileceği inancı ile daha önce sizlerle paylaşmış olduğum yere gittik. buranın suyu da bulanıktı ama aşağıdaki sulardan daha temizdi.

kendimize olta atılabilecek bir yer arayarak biraz dolaştıktan sonra suyun derin ve daha az akıntılı olan bir yerinden Bülent abi oltasını su ile buluşturdu. İkimizde balık olmayacağını bildiğimiz halde defalarca olta attık ve tahmin ettiğimiz gibi balık olmadı. Varsın olmasın, biz orada bulunduğumuz anı ölümsüzleştirmek için Bülent abinin fotoğraf makinesinin deklanşörüne basmıştık bile.


Malzemelerimizi toplayarak dönüş yoluna çıktık, hava kararmaya başlamıştı bile. Bülent abi tan yerinin fotoğrafını benle birlikte resmetmiş bile sağolsun.


Ben bu günden oldukça keyif almıştım, umarım sevgili Bülent abimde aynı keyfi almıştır.
Hepinize rastgele.
Abi bundan sonrasını senin ağzından alalım.